19 Ekim 2007 Cuma

Hepimiz şeyiz!..

Şimdi kendimi tutayım tutayım diyorum, ama belli bir yerden sonra kafa dışarı vurmak, kusmak istiyor.

Ocak ayında Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından "Hepimiz Hrant'ız!" temalı çok güçlü bir eylem yapılmıştı. İnsanlar kitleler hâlinde yürüyüş yapmıştı. Sonradan bildiğiniz gibi bu yürüyen arkadaşlar vatan haini falan ilan edilip peşinden de bir yaygara koparılmıştı "Şehit düşen onca evladımız için ne yaptınız da 'Hepimiz Hırant'ız!' diye bağırabiliyorsunuz?" şeklinde.

Peki bunu ne takip etti? "Hepimiz Mehmet'iz!" sloganı. Tamamen tepkisel olarak birden ortaya çıkması çok ilginç değil mi? Yani "Hayır efendim, hepimiz Hrant değil olsak olsak Mehmet oluruz!" teması mevcut bu haykırışta. Bu da demek oluyor ki Mehmet olmak Hrant olmaya bir alternatiftir. Hatta taban tabana zıt bir altertnatiftir. Akla kara gibidir bunlar. Kara olan Hrant'tır. Ak olan da Mehmet'tir. Millî hislerimizin yönlendirdiği bu kitlesel hezeyan ve heyecanlarımız bir yandan öbürüne adeta fışkırır gibi giderek kendi zıtlıklarını yaratıyor. Buradan çıkarılacak en çıplak, en yalan dolansız sonuç budur. Hrant ne diyor dinledik mi? Doğu'da ölen onca genç çocuk nasıl iğrenç bir oyunun/savaşın kurbanları idrak edebildik mi?

"Neyi nasıl olmak" sorunu daha önümüzde/kafalarımızda çözülmemiş dururken "ne" olmak sorununa hangi mantıkla eğilebiliriz? Türk olmaktan önce Türk olmanın ya da Türk olmamanın nasıl bir şey olabileceğini bile düşünmedik ki yeterince.

Yazımı, sesimi örten kutsal Irak savaşımızın tamtamlarıyla bitiriyorum. Gerillaya eşi görülmemiş bir biçimde, eşi görülmemiş koşullarda saldırıyoruz yakında. Haydi hayırlı tıraşlar.

Tamtata tam tam...

Hiç yorum yok: