Ne şaşırtmalı bizi? Neye şaşırabiliriz en çok? Hepsinden önemlisi ne şaşırtabilir bizi? Hiçbir şey! Hiçbir şey! Hiçbir şey!
Bir şey "ol"abiliyorsa şu dünyacığımızda, yani mümkünse olabilmesi, olasılıklar dahilindeyse gerçekleşmesi, şaşırıp, bir de bu şaşırmamızın üstüne
beklenmedik zamanda gerçekleştiği gerekçesini sunabilir miyiz? Peki peki, soruları çoğaltıp kimilerinin "ne kadar felsefik" diyeceği bir yazı yazmak değil gayem; kafamızın içinde, hayatımızın içinde alabildiğine yer tutan bir konuda fikrimi paylaşmak. (Ayrıca felsefe öğrencisiyle ilişki geliştirme biçimi olarak salt felsefeyi kullanan sevgili eş dost kitlesine başka bir yazımda geçireceğim, uyarayım.) Şunu söylemek istiyorum: Kabul edelim ki dünyada yalnızca geniş bir olasılıklar yelpazesinin üzerimize üşüşen rastgele dizgesel ürünleri vardır. Nedenselliğin kaotikliğe olan kapalılığı beni bu sonuca varmakta destekliyor.
Ben kolay bir yolla anlatmayı beceremedim. Halbuki kafamdaki bu fikri beklenmedik(!) bir anda Hilmi Hoca'm ifade edivermişti de derste, şaşırmıştım(!) düşüncelerimizin örtüşmesine. "Çocuklar," demişti, "bu dünya nedensellik ilkesine göre işlemez, yalnızca olasılıklar vardır."

Etrafımızda olan her şey yalnızca
oluyor. Neye şaşırmalı o zaman?Biz hesaba katamadığımız olasılıklarla karşılaşınca nedensellik ilkesine sığınıyoruz. Bir nedeni olmalı olanın, deyiveriyoruz. Neden böyle olsun ki? Olanları, olanların getirilerini kutsamayı ya da lanetlemeyi bırakmalıyız artık. Olabilecek olana dair umudumuzu ya da umutsuzluğumuzu olanlar konusunda önyargı oluşturacak silahlara dönüştürmekten kaçınmalıyız. Üstelik namlusu bize dönük silahlar bunlar. Şaşırtabilir bizi, hırpalayabilir, sarsabilir, yıkabilir, değiştirebilir. Kurtarmalıyız kendimizi!
Her şey olur. Olamayacak olan bir şey varsa bile olamadığı için (dolayısıyla tecrübe edemediğimiz için) onu zaten bilemezdik. Beklenmedik sonuç yoktur. Yalnızca umut, önyargı gibi zayıflıklarımız yüzünden hesaba katamadıklarımız vardır. Dolayısıyla olabilecek olan bir şey zaten mümkün olan bir şeydir. Mümkün olan bir şeyin de bizi şaşırtması açıkçası biraz tuhaf kaçmakta şahsi naçizane kanaatimce.. (Yazıyı tez komitemdeki kıymetli hocam Simon'ın yorucu tez yazma aşamasında bana yönelik söylediği ve benimsettiği mottoyla kapatmak farz oldu: Just relax..)
Not: Resimde Amélie filminin sevimli karakteri şair Hipolito'nun kendisine Amélie tarafından hazırlanan sürprizi gördüğünde nasıl şaşırıp olduğu yerde çakılıp kaldığını görmekteyiz. Kötü şairliğiyle anılagelen Hipolito girdiği bir sokaktaki duvarda kendi dizelerini görünce haliyle pek bi şaşırıyor. Şiirse şöyle: "Sans toi, les émotions d`aujourd`hui ne seraient que la peau morte des émotions d`autrefois ." Yani "Sensiz bugünkü duygularım ancak geçmişe ait duygularımın ölü kabuğu olabilir."